selamlar...

İstanbul'a döneli üç beş gün oldu.Beton kaplı bir şehirde inşaat gürültüleri toz toprak kalabalık gürültü içinde bir İstanbul hayatına tekrar döndük. Hele birde geldiğimizin ertesi bir yağmur bir yağmur seller götürdü mahalleyi, caddeler birer dere yatağına dönüşüverdi.
Suyun gideceği yer kalmamış ki ,yakında kanalizasyonlar sadece alt katları değil üst katları bile basabilir.
Eskiden yağmur yağdığında sadece camlarımı yeni sildim , kirlendi diye üzülürdüm.
Şimdi istanbul'da yağmur yağınca nerede mahsur kalacağız ya da otoparkı, Marmarayı,metrobüsü sel bastı ,ay! çocuklar yolda kaldı ,diye endişelenir ,mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın uyarı ile karşılaşır olduk.


 
 


Geldiğim yer öyle mi oysa..
Bir aylık bir nefes alış ,etraf zeytin ağaçları, ortancalar, güller ,yaseminler,
rengarenk binbir türlü çiçekle çevriliydi. Babam ekmiş biber ,domates nane.Hele bir şeftali ağacı var,ufacık cüssesine bakmadan bu sene meyve vermelere doyamamış. Torba torba toplayıp tatlı şeftali komşulara dağıttık, şeftali reçeli yaptık, suyunu şeftali şerbet yaptık,  hala üzeri dolu.
Artık onlarda kurtlara kuşlara.

Kuşlar deyince sabah guguk kuşu sesiyle uyanıp, serçe cıvıltılarıyla kahvaltı etmek tatilin  en
güzel zamanlarından. Kahvaltıdan önce her sabah aynı saatte geçen simitçiyi de unutmamak lazım
tabi.
Ah birde  bahçedeki çimenlerin arasında çıkan ayrık otları olmasa
ya da
komşu yazlıkçının çim biçme makinasının sesi
yahut
sabah akşam gelene geçene özellikle çöp kamyonuna havlayan komşunun sesi kendinden büyük ,küçük köpeği.
İşte bunlar oralarda tek sorun:))
(desem de oralarda moral bozucu sorunlara sahip, neyse sonraya kalsın)


Gerçi rüzgarda pek bir esti tüm Temmuz boyunca, hızının alamayıp palmiyeleri bile sağa sola savururken  , denizin dalgaları çoştukça çoştu, çocuklara dediğimiz gibi ''denizin üzeri beyaz
koyunlarla doldu'' . Ama olsun, efil efil geçirdik günleri, serinledik sıcaklar bunaltmadı.
amma velakin her güzel şeyin sonu geldiği gibi  o günler geçti
ve geldik sevgili İstanbul'umuza.
Herkese selamlar ,kendim dahil, bol paylaşımlar diliyorum.

görüşürüz..


Kurban Bayramında Alınabilecek En Güzel Hediye

Kurban Bayramı’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyarayım; bu hediye o kadar güzel ve kullanışlı ki, kendinize saklamak isteyebilirsiniz! Derin dondurucular son derece faydalı cihazlar ve özellikle Kurban Bayramı gibi dönemlerde büyük bir sorunu çözüyorlar: Uzun süreli gıda depolama. Geçen bayram bir derin dondurucu kullanmanın ne denli önemli olduğunu anladım, zira etlerimin çoğunu (bozulmasınlar diye) hemen tüketmek, tüketemediklerimi de dağıtmak zorunda kaldım. Buzdolapları uzun süreli gıda depolamak için uygun bir çözüm değil, en fazla bir hafta içinde et tüm tazeliğini yitiriyor, hatta bozulmaya başlıyor.
Derin dondurucular ile böyle tanıştım ve uzun bir araştırmadan sonra, tercihimi yatay derin dondurucu modellerinden yana kullandım. Yatay olmaları kapaklarının üst kısımda olması anlamına geliyor. Bu tasarım son derece kullanışlı ve pratik: Muazzam bir kullanım rahatlığı ve depolama alanı yaratıyor. Marka konusunda seçim yaparken hiç tereddüt etmedim ve Uğur Soğutma markasını seçtim. Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma, 63 yıldan bu yana piyasadaki en kaliteli ve en sağlam derin dondurucuları üretiyor. Renk konusunda beyaz ile sınırlı olduğumu düşünüyordum ancak şaşırtıcı bir şekilde çok sayıda renk seçeneğim olduğunu fark ettim. UED 210 A++ isimli model, birden fazla renk seçeneği içeriyor ve ben en çok mor ile gümüş renklerini beğendim. Açıkçası halen karar vermiş değilim ama mor rengi seçecek gibiyim – çok şık duruyor!
 
Tek özelliği şık durması değil elbette, 190 litre iç hacmi var ve emin olun sadece sizin değil, tüm akrabalarınızın gıdalarını depolamak için fazlasıyla yetiyor! UED 210 A++ enerji sınıfına giren bir model, yani hemen hiç enerji harcamıyor ve elektrik faturasının artmasına neden olmuyor. Dolap içi LED aydınlatma sistemi ve elektrik kesilse bile 48 saat boyunca gıdaları korumaya devam etmesi, sevdiğim diğer özellikler arasında yer alıyor. Bu yılki etleri bir sonraki bayrama dek ilk günkü tazelikleri ile depolamaya kararlıyım: UED 210 A++ derin dondurucu sayesinde bu mümkün oluyor! Satın almak isteyenler için bir ipucu da vereyim: http://satis.ugur.com.tr adresinden sipariş verir ve satın alma işlemleri sırasında UGURGUMUS veya UGURMOR indirim kodunu kullanırsanız, ekstra %5 indirim elde ediyorsunuz. Kampanya hakkında detaylı bilgi için BURAYA tıklayabilirsiniz.
                                        
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Hoşgeldiniz Adalet Yürüyüşçüleri..




23 gün önce başlayan Adalet Yürüyüşü bugün bizim mahalleden geçecek ve yarın
Maltepe meydanında ki büyük miting ile son bulacak.
Tabii ki bu Adalet Yürüyüşünden mucizevi sonuçlar beklenmemeli.
Bu tip bir eylem kararı alan muhalefet partisi lideri Kılıçdaroğlu büyük bir eyleme
imza attı.
Ardına binlerce insanı taktığına göre demek ki ülkede herşey güllük gülistanlık değil.
Kendi yaşamlarımızdan biliyoruz zaten de çoğumuz işlerimiz tıkırında diye görmezden
geliyoruz, herşey normal kabul ediyoruz.
Hata ediyoruz.
Hatalarımızın bedeli de sanırım bizden sonraki nesillerden çıkacak.
Kılıçdaroğlu en azından bu Adalet Yürüyüşü ile bir adım değil binlerce adım attı.
Başı çekti, cesaret gösterdi.
Yürüyenler suçlandı mı? Evet maalesef yine hak arayanlar suçlandı.
Oysa araya nifak sokulmazsa böyle eylemler sorunsuz geçebiliyor
en azından bu Adalet Yürüyüşü ile onu öğrenmiş olduk.
Gerekli tedbirler alınıp engel çıkartılmazsa herkes istediği eylemi yapabiliyormuş.
Adalet hepimiz için, hepimize lazım.
Kaybolduğu düşünülen adil düzeni bizler yerine koyalım ki
canımız ciğerimiz çocuklarımız
ilerde Adalet peşinde koşmasın,
sadece mutluluk ve iyi yaşam içinde olsun.








 aralarda bir yerde Kılıçdaroğlu var:) müthiş bir koruma çemberi..








İşte bizim mahalleden geçen adalet yürüyüşçüleri. Çok kalabalık çok.

kek'siz olmaz.


Çay , toplumumuzda en çok içilen içeceklerin başını çeker eminim. Her sabah,yataktan kalkar kalkmaz ocağın altı yakılıp, çay demlenir. Çalışıyorsak gün içinde sık sık çay söylenir.Gelene
gidene ikram edilir. Evde isek, akşam üzeri mutlaka şöyle tavşan kanı bir çay içilir.
Ama öyle boş boş çay içmek ,pek hoş olmaz, yanına bir kekdir bir kurabiyedir ya da börektir çörektir iyi gider.

Havada çöl sıcağı olsa da  çay içmek yinede istenir..Sıcaklarda harareti keser, derler.İçin iyidir:)
Kek diye başlık atıp bu kadar çay muhabbetinden sonra, 

-2 yumurta,(oda ısısında)
-1 çay bardağı süt,(oda ısısında)
-1 çay bardağı sıvı yağ,
-1 su bardağı toz şeker,
-1, 5 su bardağı un,
-1 çay kaşığı kabartma tozu,
-bir kaç damla limon suyu,
-2 çay kaşığı mahlep,
-2 çorba kaşığı fındık(öğütülmüş)

ile güzelce bir kek hamuru hazırlanır.Bildiğiniz anne keklerinden.180 derece önceden ısıtılmış fırında  şöyle 20 dakika kadar pişirilir.

Bu arada çay  da çoktan demlenmiştir.

Sonra isteyene çay kupasında,
isteyene ince belli bardakta bir bardak çay , yanında kek..

bir oturuşta beş bölüm..



Yerli dizilerimizin çoğu final yapınca , itiraf etmeli, bir boşluk oluştu akşamlarımızda:)
Bizde yeni diziler keşfetmeye çıktık netflix'de.
Geçen yaz ilk 10 bölümünü izlemiştim.
Benim bıraktığımdan beri 21 bölüm olup 1. sezon tamamlanmış.
Geçen akşam bir başladık diziyi seyretmeye , 5'i birarada oldu.
Ama adamlar tabii ki yaklaşık 40 dakikalık bölümler yapıyorlar, öyle yavaş çekim , bakışma,
tekrar gösterme, araya müzik ,klip koyma gibi olaylara girmiyorlar.
İlginç bir dizi, Amerika'nın başına yine berbat bir terör olayı geliyor. Amerikan kabinesi ,meclisi tümden bombalanıp yokediliyor.Kabineden tek sağ kalan bakan  Amerikan Başkanı olmak zorunda kalıyor. Sonra gelsin komplo, aksiyon, macera.
bizde böyle konular işlenir mi?
Asla ve kat'a.
gerçi onlarda devamını çekecekler mi bilemedim..
Heyecanlı bir dizi.Politik olaylarla geçen, gerilim dolu, aile dramlarını da içine katmış
türde  dizileri severlere ,duyurulur.



günaydın..

 
umarım geçmiş bayramınız ve gelecek bayramlarınız böyle olmaz😅
 

                                
                                             Çoluk çocuk geçecek nice güzel günler olsun..
                                               zaten  sevdiklerin yanındaysa ,
                                                      bayram her gün:)))

iyi bayramlar...

     
                              Sevgili  blog komşularım, satırlarıma gözgezdiren tüm okuyanlar,
 Çok sevdiğim , hala eksikliğini hissetiğim anneannemin bayram için hazırladığı mendiller geldi aklıma. Damatlar, erkek torunlar için kenarları grili yada kahverengili ,  ekoseli ,ortası beyaz, büyücek ; kızlar ve kız torunlar için  daha yumuşak renkli yine ortası beyaz, daha küçük ebatlı kumaş mendiller .
Aralarına artık gönlünden ne koparsa, bayram harçlıkları gizlenirdi mendillerin. Erkeklere fazladan
çorap da alırdı bazen ,mendil ve çoraplar. Bir koca tepsi de baklava aldırır, evin arkasındaki küçük odada ,yanında çatal ve pasta tabakları ile hazır dururdu. Ne kadar ısrar ederdi' bir tanecik olsun yiyin' diye. Sonra her daim buzdolabında duran ,limon kolonyası çıkardı .Serin serin avuçlara dökülür, evin içini mis gibi tatlı ile karışık kolonya kokusu sarardı.
Sehpalarda ve camlı büyük vitrinde,el örmesi göz nuru danteller serilmiş, koltukların üzerindeki kırlentler, muntazam bir halde dizilmiş olurdu. Gelen giden bitmezdi, özellikle bayramın ilk günü.
Ne kadar özenirdi canım.
Şimdi hangimiz yapıyoruz , hangimiz bayram için bu kadar hazırlanıyoruz bilemem.
 Buralarda mesela, öyle komşulara bayram ziyareti falan bilmem kaç yıl gerilerde kaldı. Kahve yanında likör ikram edildiği , içinde parlak kağıtlı çikolata ve badem şekeri olan şekerliklerin misafirlere tek tek dolaştırılıp 'ay bir tane alın lütfen' diye ısrar kıyamet edildiği, küçük çocukların kolonyayı ben dökeceğim diye mızmızlanıp şişeyi kardeşinin elinden kapmaya çalıştığı bayramlar uzaklarda kaldı.
Bir bilen kişi,
''..mutluluk an içinde değil, geçmiştedir'' dedi geçen gün.
Belki de öyle.
Şu an yaşadıklarımız başka birisi ya da bizim için gelecekte düşleyeceğimiz bir mutlu an belki.
Bunları yazmama neden olan da dün bayram sabahı kapıma gelen iki küçük hanım ve iki küçük bey.
Anneleri şık giydirmiş. Kızların saçlar taralı, rengarenk tokalı taçlı ,ellerinde ufak torbalar.
İyi bayramlar diye bayramlaşmaya gelmişler. Çok tatlılardı .En azından bazı şeylerin yaşatıldığına
çok sevindim. Bayram harçlığı almaya gelen mahalle temizlik görevlisi ya da postacısı kalmasa dahi  cici bici ,temiz  giyinen , şeker toplayan çocukların kapımın zilini çalması hoşuma gitti. Bayramların eski adetleri o kadar da uzakta kalmamış galiba, diye düşündüm


                Şimdilik benden bu kadar diyorum.Dilediğiniz gibi bir bayram geçiriyor olmanızı temenni
ederek   Ramazan Bayramınızı canı gönülden kutluyor, İstabul'un Anadolu yakasından
                                         size selamlar gönderiyorum.

                                                                                         
                                                                                          Pudra Şekeri'M

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...